Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
paylaşılmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Paylaşma işi yapılmak

Örnek:

1. Fırlayan arsa rantları, oy ticareti hissesi olarak paylaşıldı.

1. Fırlayan arsa rantları, oy ticareti hissesi olarak paylaşıldı.


paylaşım
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Paylaşma işi

Örnek:

1. İlk büyük kanlı paylaşım sona ermiş, yaralar sarılmaya çalışılıyordu.

1. İlk büyük kanlı paylaşım sona ermiş, yaralar sarılmaya çalışılıyordu.


paylaşımcı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Paylaşım içinde olan


paylaşımcılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Paylaşımcı olma durumu


paylaşıverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Paylaşıvermek işi


paylaşıvermek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Çabucak veya kısa sürede paylaşmak


Telaffuz : paylaşı'vermek

paylaşma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Paylaşmak işi

Örnek:

1. Eyleme beraber girersiniz, siz sonuca ulaşmayı düşünürsünüz, onlar ulaşmadan paylaşmayı.

1. Eyleme beraber girersiniz, siz sonuca ulaşmayı düşünürsünüz, onlar ulaşmadan paylaşmayı.


paylaşmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Aralarında bölüşmek, pay etmek, üleşmek

Örnek:

1. İçtikleri su ayrı gitmez, her derdini onunla paylaşırdı.

1. İçtikleri su ayrı gitmez, her derdini onunla paylaşırdı.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Benimsemek, onaylamak

Örnek:

1. Saçları kesilince kafası daha da küçük görünen çocuğa, ortak bir sırrı paylaşıyorlarmış gibi muzipçe göz kırptı.

1. Saçları kesilince kafası daha da küçük görünen çocuğa, ortak bir sırrı paylaşıyorlarmış gibi muzipçe göz kırptı.


paylaştırabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Paylaştırabilmek işi


paylaştırabilmek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Paylaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Paylaştırma becerisi bulunmak


paylaştırılma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Paylaştırılmak işi


paylaştırılmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Paylaşma işi yaptırılmak


paylaştırma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Paylaştırmak işi


paylaştırmak fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Herkese kendi payına düşeni aldırmak veya vermek


paylatma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Paylatmak işi


paylatmak fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Birinin, başkasını paylamasına sebep olmak


paylayış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Paylama işi


paylı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Hisseli, hissedarları olan


payreks
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Isıya ve kimyasal etkilere dayanıklı bir cam türü


Lisan : İngilizce pyrex

Telaffuz : pa'yreks

paytak

İlgili Kelimeler:

paytak adım

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çarpık, eğri bacaklı

2. isim , isim , isim , isim , Satranç oyununda piyade taşı


Lisan : Arapça baydaḳ

paytak adım
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İki yana sallanarak yürüme

Örnek:

1. Çocuk hızlı, paytak adımlarla parkın kapısına doğruldu.

1. Çocuk hızlı, paytak adımlarla parkın kapısına doğruldu.


paytakça
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Biraz paytak, paytak gibi, paytağa benzer

Örnek:

1. Yaşlıca bir erkekle biraz paytakça bir kadın ağır ağır yürüyorlardı.

1. Yaşlıca bir erkekle biraz paytakça bir kadın ağır ağır yürüyorlardı.

2. zarf , zarf , zarf , zarf , (payta'kça) Paytak bir biçimde


paytaklaşma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Paytaklaşmak işi


paytaklaşmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , İki yana salınarak yürümek

Örnek:

1. Biz yaklaşınca kaz daha fazla paytaklaştı.

1. Biz yaklaşınca kaz daha fazla paytaklaştı.


paytaklık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Paytak olma durumu